28 Şubat sürecinde Merkezi vaaz sistemi ile din görevlilerin bilgisine, araştırmasına vurulan DARBE şimdi de, sosyal aktiviteden yoksunlaşmasına, beyinlerin uyuşturulmasına yönelik bir takım
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 6 Mart 2013 tarihi itibariyle yürürlüğe koyduğu camiler genelgesi bir genelge olarak bakıldığında bugüne kadar hiç yapılmamış yeniliklere ihtiyaç duyan çağımız şartlarına uygun mevzuatların oluşması açısından olumlu gibi gözükebilir. Ancak din görevlilerinin büyük bir kısmının D grubu Camilerde görev yaptığı, görev mahallerinde devletin tek memuru oldukları ve adeta köy bekçileri konumunda bulundukları dikkate alındığında bu genelgenin günümüz ihtiyaçlarına cevap verebileceğine inanmak mümkün değildir.
Köylerde sosyal aktiviteden yoksunluğu bırakın, selam verecek kimsenin dahi bulunmadığı veya cemaatin farklı görüşlere sahip olduğu yer ve beldelerde bu genelgenin uygulanmasının imkânsız olduğu halde bu genelgenin çıkarılması ile makam sahiplerine güç verildiği ve personele karşı psikolojik baskı aracı olarak kullanılacağı açık bir gerçektir.
Bugün din görevlilerinin önemli bir bölümü, aile bütünlüğü olmadan tek başlarına yaşamakta; çocuklarının eğitimi için aileleri maalesef ikiye bölünmektedir. Bu da görevlilerin %75-80’inin sosyal ve psikolojik sorunlarla boğuşmasına yol açmaktadır.
Yayınlanan bu genelge, zaten psikolojik açıdan yıpranan din görevlilerinin toplum nazarında saygınlıklarının kaybolmasına ve zaman zaman çekişmelere yol açacağı da zamanla görülecektir.
Bir diğer gerçek ise genelge hazırlanırken 3-5 haneli köylerde görev yapan personelin dikkate alınmamış olmasıdır. “Müftülükçe hazırlanacak program çerçevesinde; görevlilerin namaz vakitleri dışında din hizmeti ve isteyenlere yaygın din eğitimi sunmak üzere hazır bulunmaları sağlanacaktır” ifadesini bu genelgeye koyan zihniyetten şu sorumuza cevap vermesini istiyoruz. Bu mahalde görev yapan din görevlisi camilerde mi bulunsalar daha fazla verim alınır, yoksa halkla bütünleşerek halkla iç içe olduklarında mı?
Ne tür bir program hazırlanırsa hazırlansın, yukarıda bahsettiğimiz şartlar ve toplumun sosyal yapısı göz önüne alındığında, bırakın gün boyu camiyi açık tutmayı, görevli camide de yatsa verim alınmayacağı aşikârdır. Hakikat şu ki: programı hazırlayacak olan da, bu genelgeyi hazırlayanlar da biliyor ki, bu genelgenin uygulanır bir tarafı bulunmamaktadır.
Bunun camiaya tek getirisi olacak. O da, daire amirinin eline personelini ezmesi için bir koz daha verildiğidir. Eğer personeli ile arası yoksa camiiler genelgesine göre bir saat önceden camide bulunmaması halinde bunu bahane ederek personelinden savunma isteme hakkına sahip olacak. Hepsi o kadar.
Diyanet İşleri Başkanlığı personeli ile bütünleşen, şeffaflığı ilke edinen bir Diyanet İşleri Başkanlığı olmalıdır. Bunları Göremeyen din görevlileri cami genelgesi ile bir kez daha hayal kırıklığına uğramıştır.
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kendi içinde özeleştiri yapıp, Türkiye gündeminde neden daha güçlü bir konuma sahip olamadığını ve neden daha fazla temsil hakkı bulamadığını sorgulaması gerekmektedir.
Diyanet İşleri Başkanlığı son dönemlerdeki uygulamalarıyla devamlı tribüne oynamış, hala da oynamaya devam etmektedir.
Din görevlilerinin %75-80 i sosyal ve psikolojik sorunlarla boğuşurken, yeni anayasa yapımı sürecinde birilerinin oyuncağı olmaktan kendini sıyırmalıdır.
Camilerin kendine has durumları olan yazın serinletme, kışın ise ısıtma problemleri varken, dört duvar arasından çıkarma projenize ne oldu da cami genelgesi yayınladınız da, cami görevlilerini dört duvar arasına mahkûm etmeyi kararlaştırdınız?
Bu Genelgeyi yayınlayan Diyanet; Daha önceden Türkiye’deki cemaat profilini açıklayan Diyanet değil miydi? Yoksa açıklanan veriler gerçeği yansıtmıyor muydu?
Cumhuriyet tarihinden bu yana diyanet hiç bu kadar kendisiyle çelişen bir durum sergilememişti.
Sayın Başkan ve ekibi göreve geldiğinden bu güne kadar din görevlilerini rahatlatan, güven sağlayan, adaletsizlikleri gideren veya bu yolda çaba sarf eden bir görüntü sergiledi mi? Yoksa sergilediler de biz mi görmedik?
Din görevlilerini dört duvar arasına sıkıştırmak kimsenin haddi değildir.
Post modern darbe olarak da adlandırılan 28 Şubat sürecinde Merkezi vaaz sistemi ile din görevlilerin bilgisine, araştırmasına vurulan DARBE şimdi de, sosyal aktiviteden yoksunlaşmasına, beyinlerin uyuşturulmasına yönelik bir takım uygulamaların önünü açacaktır. 28 Şubatçıların bile yapamadığını bu şekilde uygulamayı düşünenler ve bu zihniyetin savunucuları ile bir başarı elde edilemeyeceği gibi, personelin görüşlerine kulak vermeyen idare ile de başarı sağlanamaz.
Bağımsız Diyanet Sen olarak soruyoruz; bu genelgeyi hazırlayanlar hiç din görevlisi olmamışlar mı?
Açık ve net olarak bilinmelidir ki bu genelge din görevlileri açısından uygulanamaz bir genelgedir.
Din görevlilerinin saygınlığına leke düşmemesi için, yayınlanan genelgenin bir an önce iptal edilmesi ve Camii-Cemaat buluşmasının din görevlilerine bırakılması gerekmektedir. Genelge, yönetmelik ve diğer mevzuatlar, Taşra Teşkilatının farklı birimlerinde bulunan din görevlileri ile birebir istişare yaparak hazırlanmadığı sürece sadece psikolojik baskı unsurundan öte gidemeyeceği gerçeği akıldan çıkarılmamalıdır.
Bağımsız diyanet sendikası olarak duymayanlara duyurmayı bir görev addediyor ve sessiz çoğunluğun sesi olmaya devam ediyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
BAĞIMSIZ DİYANET -SEN GENEL MERKEZİ

