Bağımsız Diyanet -Sen | Bağımsız Diyanet ve Vakıf Çalışanları SendikasıBağımsız Diyanet -Sen | Bağımsız Diyanet ve Vakıf Çalışanları Sendikası

DİB Yönetmelik Değişiklikleri Teklifimiz

14 Mart 20113

DİYANET PERSONELİNİN TOPLUMDAKİ SAYGINLIĞININ ARTIRILMASI,

GÖREVLİLERİN DAHA REFAH VE HUZUR İÇERİSİNDE YAŞAMASI ADINA

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI

TEŞKİLAT YÖNETMELİKLERİ İLE İLGİ

BAĞIMSIZ DİYANET VAKIF -SEN’İN GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİ

AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞINA

İLETİLMİŞTİR

11.03.2011 TARİHİNDE HAZIRLANARAK DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞINA GÖNDERİLEN TEKLİFİMİZDİR

1- DİN GÖREVLİSİNİN SAYGINLIĞININ ARTIRILMASI

Halkın büyük çoğunluğu nezdinde, sadece cenaze yıkayan, camide namaz kıldıran, toplumsal hiçbir fonksiyonu olmayan, atıl bir meslek olarak görülen imamlığın imajının kurtarılması ve toplumdaki saygınlığının artırılması için yasal düzenlemeler yapılmalı.

Bunun için:

  1. a) Din görevlilerinin bulundukları bölgelerdeki yetkileri artırılmalı. Özellikle köylerde muhtardan daha aşağı kademede sayılan imamların, en azından muhtarla denk olması ve muhtarla eşit yetkilere sahip olması için yasal düzenlemeler yapılmalı.
  2. b) Özellikle merkezi camilerdeki imam-hatip ve müezzin-kayyımların camilerin temizliğinde görevlendirilmesi, cemaatin büyük bir kısmı nezdinde imamlar sanki temizlik görevlisiymiş gibi algılanmakta, bu da mesleğin saygınlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Camii temizliği imamların veya müezzinlerin görevleri olmaktan çıkarılmalı, bu iş temizlik şirketlerine yaptırılmalı veya camii temizliği için ayrı bir kadro ihdas edilmesi için yasal düzenlemeler yapılmalı.
  3. c) Evlendirme Yönetmeliğinin 7. Maddesine göre“Evlendirme memuru, belediye bulunan yerlerde belediye başkanı veya bu işle görevlendireceği memur, köylerde muhtardır. Bakanlık il nüfus ve vatandaşlık müdürlüklerine, nüfus müdürlüklerine ve ilgili dış temsilciliklere evlendirme memurluğu görev ve yetkisi verebilir.

Eşlerden birinin yabancı olması halinde evlendirmeye il ve ilçe belediye evlendirme memurlukları ile nüfus müdürleri yetkilidir.” Belediye Başkanı, Nüfus memuru, Köy Muhtarı gibi meslek gruplarına tanınan nikâh kıyma yetkisi Diyanet İşleri Başkanlığı personeline de tanınmalı, din görevlisinin kıydığı nikâhın da resmi geçerlilik kazanabilmesi için yasal düzenlemeler yapılmalı.

  1. d) Camilerdeki yardım toplama faaliyetleri din görevlisinin saygınlığını zedeleyerek görevlileri dilenci konumuna düşürmektedir. Din görevlilerinin bir an önce bu durumdan kurtulması için gerekli çalışmalar yapılmalı, bunun için bir sistem oluşturulmalı.
  2. e) Türkiye’de değişik kurumlar tarafından yapılan ve ülkede çalışanların geçim koşullarını ortaya koyan araştırmanın 2010 Aralık ayı sonuçlarına göre, dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 2.400 ila 3.000 lira arasında değişmektedir. Her ne kadar din görevlilerinin aylık gelirlerinde bir iyileşme yapılmış olsa da, aralık ayı verileri göz önüne alındığında, günümüz şartlarında bu gelirle bir aileyi geçindirmek çok da mümkün değildir. Meslektaşlarımızın büyük bir kısmı borç yükü altında ezilmekte, borçlarını ödemek için ek gelir kapıları aramakta, hatta köyde görevli olanlar çiftçilik yapmak zorunda kalmaktadır. Bu durum da mesleğin saygınlığını zedelemektedir. Din görevlilerinin bu durumdan kurtarılması için, yoksulluk sınırı dikkate alınarak aylık gelirlerine ciddi bir artış yapılması için çalışmalar yapılmalı.

2- YAZ KURSLARI ve KUR’AN YASAĞI

Bilindiği gibi ülkemizde, dünyanın hiçbir yerinde olmayan ve de saçma sapan olan bir yasanın uygulamaya konulması sonucunda, 12 yaşından küçük çocuklara Kur’an öğrenme yasağı getirilmiştir. Küresel güçler Türkiye’de Hıristiyanlığı yaymak amacıyla misyonerlik faaliyetlerini maddi ve manevi olarak desteklerken bizler ise, bizi biz yapan milli ve manevi değerlerimizi; en başta da Kutsal Kitabımızı çocuklarımıza yasaklamakla bu güçlerin ekmeğine yağ sürmekteyiz.

Bu yasak Anayasamızın 24. Maddesindeki “Din ve ahlak eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlak öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcisinin talebine bağlıdır.

Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.” ilkesine aykırıdır.

Ayrıca din eğitimi hakkının kısıtlanması Anayasamızın 14. maddesinde bulunan “Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.” ilkesine de aykırıdır.

Ne gariptir ki 14. Maddede, yasak sınırlarının genişletilemeyeceğine dair kesin bir hüküm bulunmasına karşın, ülkemizde din eğitimiyle ilgili yasak hala sürdürülmektedir. Anayasa ve yasalarla teminat altına alınan ebeveynin çocuğuna din eğitimi verme hakkını kullanmasından kimseye zarar gelmez. İnsan hak ve hürriyetlerine aykırı olan bu yasağın bir an önce kaldırılması için, devletin desteği ile devletin gözetimi altında alınan din eğitiminin en sağlıklı din eğitimi olacağı her ortamda dile getirilmelidir. Hiç kimsenin bundan korkmaması ve çocuklara doğru din eğitimi vermenin önündeki engellerin kaldırılması gerektiği vurgulanmalı ve bu ilkeler doğrultusunda, yasağın kaldırılması için ciddi çalışmalar yapılmalıdır.

Ayrıca, bütün bunlara ilaveten, kadrolu veya sözleşmeli ayrımı yapılmaksızın yaz kurslarında eğitim veren cami görevlilerinin hepsine ek ders ücreti verilmelidir. Yaz kurslarında ek ders ücreti verilmesi için alt sınır olan 15 kursiyerin bulunması şartı 8’e indirilmeli, 8 tane kursiyeri bulunan cami görevlisine de, emeğinin karşılığı olan bedel verilmelidir.

3- KÖYDE GÖREV YAPANLARIN ÇOCUKLARININ EĞİTİMİ İÇİN YURT VE BURS DESTEĞİ

Köyde görev yapan kamu görevlilerinin çocuklarının ilköğretim ve lise seviyesinde eğitimleri çok zor hatta imkânsızdır. Köyde görev yapan din görevlisi ve diğer kamu görevlilerinin çocukların eğitimi ya sağlanamıyor ya da bunun için şehir merkezinde ev tutuyor ve aile bölünüyor. Bu durumun birçok yönden maddi ve manevi sıkıntılar doğurduğu aşikârdır. Köyde görev yapanların çocuklarına yurt ve burs temini suretiyle hem çocukların eğitimi sağlanmalı hem de ailenin bölünmesinin önüne geçilmelidir.

4- RESMİ TATİLLER ve HAFTALIK İZİNLER

Haftalık izinler idari bağlamda kullanıldığından, idari amirler bu izinleri keyflerine göre kullandırmaktadır. Bu aksaklığın önüne geçebilmesi için haftalık izinler net bir şekilde yasal dayanağa kavuşturmalı.

Camii görevlileri hafta sonu ve resmi tatil günleri ile dini bayramların birinci günleri hariç, diğer günlerinde resmi izinli sayılmalı. Hizmetin gerekleri dikkate alınarak izin verilemeyen cami görevlilerine görev yaptıkları tatil günleri için ücret ödenmelidir.

5- DİYANETİN RESMİ SİTESİ DAHA İŞLEVSEL HALE GETİRİLMELİ

Diyanetin internet sitesini incelediğimizde diğer resmi kurumların sitelerinden hiçbir farkı olmayan sıradan resmi bir devlet sitesi görünümü vermektedir. Diyanetin sitesinin daha işlevsel hale gelmesi, hem din görevlilerinin eğitilmesi, hem de dinini öğrenmek isteyen Müslümanların bilgilendirilmesi amacıyla daha aktif bir konuma sahip olmalıdır. Örneğin bir din görevlisinin dinini daha iyi anlaması ve cemaate de anlatması için Arapçayı bilmesi bir zorunluluktur. Ancak bunu kendi başına yapması da mümkün değildir. Bunun için bir kursa gitme imkânları da olmadığı için, piyasada satılan eğitim cd’lerine müracaat ediyor. Oysaki D.İ.B. bu eğitimi verebilecek yeterliliğe pekâlâ sahiptir. Diyanet İşleri Başkanlığı, kendi din görevlilerini eğitmek maksadıyla resmi sitesinde bir defaya mahsus olmak üzere online olarak Arapça dersleri vermeli, bu dersleri kayıt altına almalı ve o anda derslere iştirak edemeyenlerin istifadesi maksadıyla, derslere ait video kayıtlarını sürekli olarak sitesinde yayınlaması ve bulundurması gerekmektedir. Bununla beraber Tashih-i Huruf, Aşere-i Takrib, Tefsir, Hadis ve Fıkıh gibi önemli ilim dallarında da benzer çalışmalar yapılmalı Bunlarda siteden online olarak yayınlamalıdır. Bu derslere katılım gönüllülük esasına göre olmalı, katılımcılar arasında sınavlar yapılmalı, başarılı olanları daha iyi kadrolara yükselterek veya daha iyi şartlardaki bir yere atamalarını yaparak eğitime katılım teşvik edilmelidir.

6- NAKLEN ATAMALARIN YAPILMA ŞEKLİ

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞININ TAŞRA TEŞKİLATINA YAPILACAK

NAKLEN ATAMALAR HAKKINDA YÖNETMELİK TEKLİFİ

Bu teklif Taşra teşkilatına (İmam-Hatip, Müezzin Kayyım, Memur, VHKİ, Şoför ve Hizmetli kadrolarına) yapılan naklen atamalarda, adam kayırma, torpil gibi usulsüzlüklere meydan vermemek ve bunların önüne geçebilmek amacıyla hazırlanmıştır. Naklen atamalarda yaşanan olumsuzluklar ve çözüm önerileri aşağıda maddeler halinde belirtilmiştir.

Naklen Atamalarda aşağıda belirtilen özel durumları olanlar sınavdan muaf tutularak boş kadrolara onların yerleştirilmesine öncelik verilmelidir.

  1. Kendisinin veya bakmakla yükümlü olduğu yakınlarından herhangi birisinin sağlık sorunu sebebiyle mazeret grubuna dâhil olanlar. 2. Eşi Herhangi bir kamu kuruluşunda sözleşmeli veya kadrolu pozisyonlarda çalışması sebebiyle eş durumundan mazeret grubuna dâhil olanlar. 3. Üniversitelerin Lisans (Sadece İlahiyat Fakültesi, Hukuk Fakültesi ve Tıp Fakültesi bölümlerinde okuyanlar) Yüksek Lisans ve Doktora Programlarında okuyan ya da bu programlardan herhangi birisini kazananlardan eğitim gördükleri üniversitenin bulunduğu şehre atamasının yapılmasını talep edenler.

Yukarıda belirtilen guruplardan herhangi birisine dâhil olan iki veya üç kişinin de aynı yere müracaat etmeleri halinde öncelik yukarıda sıralamaya göre olmalıdır. Aynı gruba dâhil olan iki veya daha fazla kişinin aynı kadroya müracaat etmeleri halinde ise durumu daha öncelikli olan tercih edilmelidir.

Mazeret sınıfı dışında kalanların atamaları ise aşağıda belirtilen ölçütlere göre yapılmalıdır.

1- Boş Kadroların Duyurulması:

Yaşanan Olumsuzluklar: Boş kadroların duyurulması konusunda il ve ilçe müftülükleri zafiyet göstermektedir. Boş kadrolarının hepsini bildirmeleri gerektiği halde, sadece ücra yerlerdeki ve de bundan dolayı dolduramadıkları, tercih edilmeyen kadroları ilana çıkarmaktadırlar. Merkezi yerlerde bulunan ve diğerlerine nazaran daha iyi şartlara haiz kadroları ise, kendi personeline dahi duyurmayıp, sadece daire personeline veya müftüye yakın kişilere haber vererek; bu kadrolara, yakınlarının atamasının yapılmasını sağlamaktadırlar.

Çözüm Önerisi : İl ve İlçe Müftülüklerindeki münhal kadrolar http://personelweb.diyanet.gov.tr adresinde Münhal Kadrolar adında bir bölüm oluşturularak, sınavın yapılacağı güne en az 15 gün kala burada yayınlanmalıdır. Sınav tarihine 15 günden daha az bir zaman kala boşalan kadrolar bir sonraki sınav tarihi için ilana çıkarılmalı. Boş kadroların bildirilmesi konusunda her müftü bizzat kendisi sorumlu olmalıdır. Münhal halde bulunan kadroların yayınlanması konusunda azami titizlik gösterilmeli, boş kadrolarını ilana çıkarmadan bu kadrolara atama yaptığı tespit edilen İl ve İlçe Müftüleri hakkında görevi kötüye kullanma ve görevini yerine getirmeme gibi suçlardan soruşturma açılmalı, idari yaptırımlara gidilmelidir.

2- İlan Edilen Kadrolara Müracaat:

Yaşanan Olumsuzluklar: Münhal kadrolar ilan edilse bile müftü veya daire personeli tarafından, buralara müracaat etmek isteyen kişilere karşı olumsuz tutum sergilenerek veya alenen bu kadroya alacakları kişinin belli olduğunu söyleyerek, buralara müracaat etmek isteyenlerin şevki kırılıyor ve müracaat etmeleri engelleniyor. Ayrıca, bütün bunlara ek olarak, başka bir ile yapılan müracaatlarda, atanmak isteyen kişinin oraya gidiş ve dönüş masrafları camiamız personeli için mali bir kayba sebebiyet vermektedir.

Çözüm Önerisi : Müracaatlar müftülüklerden değil de, http://personelweb.diyanet.gov.tr adresinde oluşturulacak olan Münhal Kadrolar başlıklı bölümde ilana çıkan münhal kadroların yanına “BAŞVUR” diye bir seçenek oluşturulmalı ve müracaatlar internet üzerinden bu bölüme yapılmalıdır.

3- Sınavların Uygulanması:

Yaşanan Olumsuzluklar: Yukarıda belirtmiş olduğum sorunlara rağmen bir kişi, boş olan kadroya müracaat etse dahi, yapılan sınavlar formaliteden öte geçmemektedir. Her ne kadar sınav için bir komisyon oluşturulsa da, atamalar tamamen müftülerin inisiyatifine ve vicdanına bırakılmaktadır. Yapılan sınav sonunda liyakate bakılmaksızın daha önceden belirlenmiş olanlar kazanmakta, diğerleri ne kadar iyi olursa olsun onlara, düşük puan verilmektedir. Kendisine haksızlık yapılan kişide, elinde somut bir delili olmadığından dolayı hiçbir şekilde hak talep edememekte ve yapılan haksızlığa boyun eğmek zorunda kalmaktadır.

Çözüm Önerisi : Sınavlar, şu anda da olduğu gibi her ayın ilk Salı günü il veya ilçe müftülüklerde yapılmalı, ancak uygulanma biçiminde değişiklik yapılarak, yazılı sınav ve sözlü-uygulamalı sınav şeklinde iki aşamalı olmalıdır.

  1. a) Yazılı Sınavın Uygulanması:

Yazılı sınavlar için Türkiye’nin her yerinde tek bir saat belirlenmeli ve başlama saati sabah saat 10:00 olmalıdır. Sınava girecek olan herkesin belirlenen saatte, sınavın yapılacağı il veya ilçe müftülüklerinde hazır bulunmaları sağlanmalıdır. Sınava belirlenen saatten sonra gelenler haklarını kaybederler ve sınava giremezler. Sınav soruları en az 10, en fazla 20 olmak şartıyla klasik veya test usulü şeklinde olabilir. Sınavlarda sorulacak sorular için EĞİTİM HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’nce veya Başkanlıkça belirlenecek herhangi birim tarafından oluşturulacak komisyonda hazırlanmalı. Komisyon üyeleri 2 kişiden az; 3 kişiden de fazla olmamalıdır. Her ay ayrı bir komisyon oluşturulabileceği gibi, tek bir komisyon kurularak bütün sınavların soruları belirlenen kurul tarafından da hazırlanabilir. (Her ay için ayrı bir kurul oluşturulması etik yönden daha uygun olur.) Sınav soruları her bir meslek grubu (İmam-Hatip, Müezzin Kayyım, Memur, VHKİ, Şoför ve Hizmetli) için ayrı ayrı hazırlanmalı ve sınava giren aynı meslek grubunda olan herkes için ülke genelinde aynı sorular sorulmalı. Sınav soruları İmam-Hatipler ve Müezzin Kayyımlar için, Kur’an-ı Kerim, Akaid, Fıkıh (İbadet Konuları), Siyer, Ahlâk, Dini ve Mesleki Kültür, Başkanlık ve Devlet Memurları ile İlgili Mevzuat alanından, VHKİ ve Memur Kadroları için, Genel Kültür, Genel Bilgisayar Kullanımı ve Ofis Programları ile Başkanlık ve Devlet Memurlarıyla İlgili Mevzuat alanından, Şoförler için Genel Kültür, Mesleki Yeterlilik (Trafik, Motor, İlk Yardım) ile Başkanlık ve Devlet Memurlarıyla İlgili Mevzuat alanından, Hizmetliler için, Genel Kültür, Mesleki Yeterlilik ile Başkanlık ve Devlet Memurlarıyla İlgili Mevzuat alanından seçilebilir. Burada belirtilen konular dışında kalan herhangi bir alandan soru seçilmemeli ve sorulmamalıdır. Sınav soruları Word dosyası halinde kaydedilmeli. Hazırlanan sınav soruları gizli tutulmalı ve sınav saatinden önce kesinlikle açıklanmamalıdır. Sorular ancak, sınavın yapılması belirlenen saatte sınava girecek olan herkes müftülüklerde hazır bulunduğu sırada, internet üzerinden, sadece müftülerin ulaşabileceği bir şekilde şifreyle paylaşıma açılmalıdır. Müftüler bu soruları sadece sınav için belirledikleri yerde, herhangi bir şaibeye mahal vermeyecek şekilde adayların huzurunda internetten indirecek, sınava katılacakların sayısınca yazıcıdan çıkartacaklardır. Sınav süresini müftülükler belirleyebilirler. Sınavlar müftülükçe belirlenen sınav komisyonunun denetiminde yapılmalıdır. Sınav sonuçları, sınav bittiği anda hiç bekletilmeden bütün adayların gözü önünde incelenmeli ve aldıkları puanlar cevap kâğıdına işlenmelidir. Adaylardan herhangi birisinin talep etmesi halinde, sınava katılan diğer adayların cevap kâğıtlarının bir kopyası talep eden adaya verilmelidir.

  1. b) Sözlü Sınavın Uygulanması:

Sınav için daha önceden bir komisyon belirlenmeli ve bu komisyon, yazılı sınav sonuçlarının incelenmesi biter bitmez derhal sözlü sınava geçmelidir. (Sözlü-uygulamalı sınav, adayların hazır bulunduğu bir ortamda yapılacağı gibi, özel bir odada adaylar teker teker çağırılarak da yapılabilir.) Sözlü Sınava başlanmadan önce sınavın yapılacağı yere, komisyon üyelerini ve adayı görebilecek bir yere kamera (Dijital Kamera, Cep Telefonu Kamerası vs.) yerleştirilmeli, bu kamerayla sınava katılanların hepsi sınav süresince kayıt altına alınmalıdır. Adaylardan herhangi birisinin talebi halinde bu kayıtlar, adayın temin edeceği bir dijital depolama aygıtına yüklenerek adaya verilmelidir. Sınav komisyonu adayları yalnızca aşağıda belirtilen konularda sınava tabi tutmalı ve bu kıstaslara göre puan vermelidir. Bu belirlenen konuların dışında soru sorma hakları olmamalıdır. Sözlü-Uygulamalı sınavlarda İmam-Hatipler, Kuranı Kerimi Yüzünden Okuma, Ezber, Tecvid ve Hitabet ile ilgili konularda, Müezzin Kayyımlar, Kuranı Kerimi Yüzünden Okuma, Ezber, Tecvid, Ezan ve İkamet ile ilgili konularda, VHKİ ve Memurlar, Genel Bilgisayar Programlarının Kullanımı ve Ofis Programları ile ilgili konularda uygulamalı olarak, Şoförler, araç kullanım becerisi ve Şoförlükle ilgili alanlarda uygulamalı olarak değerlendirmeye tabi tutulmalı ve de bu kıstaslara göre not verilmelidir. Bunların dışında kalan hiçbir konu değerlendirmeye katılmamalıdır. Hizmetliler için ise ek bir sınava gerek kalmadan yazılı sınavda aldıkları puana göre atanmalıdır.

  1. c) Sınav Sonuçlarının değerlendirilmesi ve Puanların Hesaplanması:

Yazılı ve Sözlü-Uygulamalı sınavlar sonucunda verilecek notlar yüzlük puan sisteminde olmalı ve her bir sınava 100 üzerinden puan verilmelidir. Genel puan hesaplaması ise adayın yazılı sınavda aldığı puanın %40’ı, sözlü-uygulamalı sınavın ise %60’ı baz alınmalı, iki sınavda da aldığı notlar toplanarak genel puan hesaplaması yapılmalıdır. (Örnek: Yazılı S:90 yüzde kırkı=36 / Sözlü S: 85 yüzde altmışı=51’dir. Toplam Puanı: 36+51=87 adayın toplamda aldığı puan 87 şeklinde olmalıdır.)

  1. d) Boş Kadroya Atanacak Olanın Belirlenmesi:

Genel puan hesaplamasında en yüksek notu alan adayın boş kadroya ataması yapılır. En yüksek notu alan aday sayısı iki veya daha fazla olması durumunda ise hangisinin Kuran-ı Kerim’den ne kadar ezberi olduğu tespit edilir ve ezberi fazla olanın ataması yapılır. Kur’an ezberleri eşit olanların dualarda en fazla ezbere sahip olan tercih edilir. Ezbere bildikleri dua sayıları da eşit olması durumunda eğitim durumuna bakılır. O da eşit olursa göreve daha önce başlamış olan tercih edilir. Bütün bu durumlarda eşitlik bozulmazsa aralarında kura çekilerek kurayı kazanan kişinin ataması yapılır.

BELİRTİLEN MADDELERİN DIŞINDA KALAN DİĞER HUSUSLAR

f) Vakıflardan paranın kontrolünü müftülüklere verilmeli.

g) Diyanet dergisinde imamların yetişmesi amacıyla (Arapça ve mesleki alanda) en az iki sayfanın ayrılmalı.

h) İlahiyat haricinde de lisans ve önlisans mezunu olanlara da yurt dışına gitme hakkının sağlanmalı.

i) GİH sınıfında çalışanlara da DHS’ ye tanınan zamlardan ve fazla mesai ücretinden faydalanması için gerekli düzenlemelerin yapılmalı.

j) Hangi kademede olursa olsun bir personel aynı görev yerinde en fazla 10 yıl görev yapmalı.

k) Milli eğitimde milli eğitim müdürleri ve şefler derslere girmediği halde ek ders ücretlerinden faydalanmaktadır. Aynı şekilde Diyanette de müftüler ve şeflerin bu maddi olanaklardan faydalanmaları için yasal düzenlemeler yapılmalı.

Fahri ÇETİN

Tokat İl Başkanı

Faruk ÇETİN

Tokat Reşadiye İlçe Başkanı

BAĞIMSIZ DİYANET VAKIF – SEN GENEL MERKEZ YÖNETİM KURULU ADINA